27 Tem 2011

Cazorla'da Bitti


Günlerden beri dolaşıyor Santi Cazorla transfer haberleri. Beklenen resmen açıklanmış. €20 milyona almışlar 26 yaşındaki oyuncuyu. Transfere doymuyor Arap Şeyhi. Jeremy Toulalan, Ruud van Nistelrooy ve Joaquin Sanchez'den sonra Cazorla. Küçük Real Madrid'in bu sezon neler yapacağını göreceğiz hep birlikte.

26 Tem 2011

Drogba Ayrılmalıydı



Bunu diyen ben değil Efsane Liverpoollu John Barnes'tir.

Çünkü artık eski havasının olmadığını ve arzusunun yitip gittiğini söylemiş. Bu sezon Torres gelene kadar pek etkili değildi ki sezon sonu topun ağzından döndü. Gitmesi nasıl bir yarar getirir sorusunun cevabını da çok güzel vermiş Barnes:
"Drogba iyi bir oyuncu, taraftarın sevgilisi ve bu da onun yedek kalması durumunda Torres'in baskı görecek olması demektir. 33 yaşında, tok bir adamdır heralde Chelsea'nin istediği en son şey."

Balotelli ve Vukuatları



Önce İnter'deyken Milan storede yakalanıp "Ben Milanlıyım." demesi, ardından antrenman yeleği faciasıyla gerek karikatüristlerin çizimlerinde gerekse spor kamuoyunun gündeminde uzun süre yer bulmuştu Balotelli ve zekası(!).

Şimdiyse LA Galaxy ile oynanan maçtaki yaptığı bu şeyle gündemde. Çok başı ağrıyacak yine. Dzeko'yu saha içinde Mancini'yi saha dışında deliye döndürmüştür bu hareketle. Mancini'nin su şisesini yere fırlatması durumun ciddiyetini ortaya koymuş diyebiliriz. Düdük sesinden sonra böyle bir vuruş yaptığını söyledi. Bu onu kurtarır mı göreceğiz.


http://www.youtube.com/watch?v=u9VwVeCgcRs&feature=player_embedded

25 Tem 2011

Ligler 9-10 Eylül'e Kaydı




Bazıları Bank Asya'nın da geç başlaması "Düşecek takımların olduğunun habercisi" demiş. Doğru da söylemiş.

Doğru olan buydu. 17 yanlış TEK doğruyu götüremedi. Türk futboluna "darbe(!)" yaptılar demişlerdi. Oysaki "liderlik" yapıyormuş değil mi?

9 Mar 2011

Yola Devam Barcelona ve Shaktar


Camp Nou'da gülen taraf tabiki Barca oldu. 2 tane Messi 1 tane de Xavi. İniesta'yı da unutmamak lazım çok iyi oyun çıkardı. İlK golü direk hazırladı 3. golde ise pozisyonu üretti desek yalan olmaz. Arsenal şutsuz maçı bitirdi. Golü bile Busquets kendi ağlarına attı. Skor 1-1 iken korkutmadı değil. Hakem imdadımıza yetişti penaltıyı çalıverdi. Ama cidden ezildi bu sefer Gunners. İstatistiklere bakınca anlaşılıyor zaten.



Günün diğer maçında 3-0 gibi net bir skor vardı Ukrayna'da. Luce her yıl takıma birşeyler katıyor, yükseltiyor dereceyi. Oyun stilini sevmesekde başarısına savgımız var. Başarızlığını da görmedik zaten. Goller Hubschman, Willian ve Eduardo'dan geldi. Roma içler acısı.

7 Mar 2011

B. Dortmund ve Diğerleri


Bundesliga'ya bu sene inanasım gelmiyor. Ligde üst sıraları zorlayan 1-2 takıma her ligde rastlıyoruz ama bunlar oraya adeta demir atmış durumdalar. Öyle ki her geçen haftaya oraya ait olduklarını kanıtlıyorlar. En basitinden Hannover 96 daha bu hafta B. Munih'i net bir oyun ve skorla devirdi. Bu da Van Gaal'in dönemini sona erdirdi. Sezon sonu yollar ayrılacak öyle açıklandı.

En ilginciyse Wolsburg, w. Bremen ve Stuttgart'ın aynı anda küme düşmemeye oynaması. Hayır Gs içinde diyorlar ama bunlar gerçekten potanın içindeler. Gör de inanama. Bu 3lüden 2si bu hafta süpriz yapıp kazandılar. Umutlarını sürdürdüler hele ki Stuttgart.

Leverkusen, Hannover, B. Munih ve Mainz hangi avrupa kupasında çekişmesi içinde, ilk 3ü istiyolar. Hannover ve Mainz moralli ve iyi gidiyorlar. Büyük klüplere karşı aldıkları galibiyetlerse bunun kanıtı. Bu yükün altından kalkabilecekmiş gibi. Ama sezona çok iyi başlayan ve iyi bir leverkusen olması bunlardan sadece birine şampiyonlar ligi bileti verecek sanki. Leverkusen Skibbe jenarasyonunun meyvelerini topluyor adeta. Stefan Kiessling, Arturo Vidal, Gonzalo Castro, René Adler, Tranquillo Barnetta gibi oyuncular takımın iskeleti oldu. Üstüne bir Sidney Sam'i ekleyince çok iyi bir takım oluştu. Ondan çok şey bekleniyor.

Bir de Dortmund efsanesi geri mi geliyor ne? Hem de bir Türk'ün, bir türlü yararlanamıyoruz milli takımda, önderliğinde. Harika bir takım oluşturmuşlar. İstikrarlılar ve en önemlisi daha gençler. Sadece 22.5 yaş ortalamasına sahipler. Bu yolda doğru işler yapmaya devam ederlerse eski Dortmund'u izleriz. Tabi bu kadroyu elde tutmakta zor. Ama tüm bunları düşünmüş olmalılar şans eseri bu durumda olacak halleri yok ya. Bundesliga da 12 puanlık avantaja sahipken ipi göğüslememeleri mucize olur ki onlardan liderliği kapıcak kalitede takım bile yok. Bir şekilde kazanmayı bilmeleri, iyi oyunları ve oyuncuları ile yolları açık. Gol yememeleri en önemli özellikleri. Sezon başından beri 14 gol yemişler. Bu kadar golü 2 haftada yiyen var. Biraz insaf dedirtiyorlar adeta. Yolları açık olsun.

Barcelona Rahat



Barcelona-Arsenal 2. maçına kalan süre azaldıkça heyecan artıyor. İlk maç kadar güzel bir maç izler miyiz bilmiyorum ama iyi bir maç olacağı kesin. İlk maçtaki hatayı yapmazlarsa üst turda Barca'yı izlememiz muhtemel. Şöyle şöyle olursa Barcelona, böyle böyle olursa Gunners kazanırın bu maçta bir anlamı yok. Her dakika gol dakikası olabilir. Pique ve Puyol'un olmaması Van Persie yokken bir dezavantaj sayılmaz. Barca her türlü bu turu geçer. Maç öncesi demeçler veren oyunculardan bile belli. Barcelona'nın bana göre zayıf halkası Pedro bile "İlk maçta kazanmayı hakettik, yenilgiyi kabullenemedim. Pozisyon bulan top yapan bizdik kazanan ise onlar. 2. maçta kazanıp yolumuza devam edeceğiz." demiş kontra ataklardan yakınmış. Kendine ve takımına güven söz konusu. En iyisi olduklarının farkındalar. Gunners da farkında ve söylemekten çekinmiyorlar. Nasri "Onlar çok iyiler, süperler, biz de eh işte, kazanma şansımız var. Messi dünyanın en iyi oyuncusu umuyorum ki bizim maçta iyi oynamaz." demiş. İlk maçta yendiğiniz turda bari böyle yapmayın.

Bir de kendi oyunumuzu oynarız, defans yapmayız gibi söylemlere gerek yok. İlk maçta da gördük. Defans yapmak ZORUNDA kalıyorsunuz. Yüklendiğiniz zamanlar maçın kaçta kaçını oluşturuyor? Zaten Barca oyunun %65 inde topa sahip ve atılan gollerde karşı atakların getirisi. Savunmayı önde kurmaları ise beklenenin aksine İngilizlere yaradı ama kötü Katalanlara karşı. Zaten bu maçta o kadar önde kuracaklarını da sanmıyorum. Tur şansını tepmek istemiyorlarsa tabi.

2 Mar 2011

Ümitsiz Miyiz? HAYIR

Sadece favori değiliz.
Tur gelicek mi derseniz gelecek dersem hayal kurmuş olmam ne de olsa her zaman ümidimizi koruduk. Statda olamasak da tv mizin başında olup gol için olumlu düşüncelerimizle pozitif destek olacağız takımımıza. Taraftar budur zaten. Ya da biz mi yanlış biliyoruz?

*Bugünkü maçta ümitliyiz. Neden mi? Türkiye'de maçlar 15 dk'dan ibaret. Bu şu demek:15 dakikalık zaman diliminde atacağınız gollerle maçı kazanabilirsiniz. Mesela İ.B.B - GS maçı. İ.B.B. yaptı biz de yaparız. Yapabilir miyiz ki? Yapamayız sanki. Görelim bakalım.

*Hagi'nin ömrü uzar mı? Uzar sonraki turdaki Bjk maçına kadar hem de. Seneye kalır mı? Aman diyeyim.

*Hakem kim ki? Hmmm o mu? tüh.

*Muhtemel 11'ler şunlarmış:

Galatasaray: Zapata Sabri Cana Servet Çağlar Neill Yekta Culio Kazım Stancu
Baros

Gaziantep: Karcemarskas Elyasa Yalçın Danny İvan Sosa Hürriyet Murat Ceylan
Wagner Popov Cenk

Da Hagi'nin Sabri'yi defansta oynatması hiç olası gelmiyor. Hele ki mevcut kaprisiyle zor. Artık sağ bekde oynatsa inanmam. Bu doğruyu görmesi sizede mi olasılıksız geldi. Öyle demeyin bir ihtimal deyin.

19 Şub 2011

Pele vs Sezer


Maçta son dakikalar. Serbest vuruş kazanıyor Es Es. Sonra kimse beklemezken Sezer Pele'den topu almaya çalışıyor. Pele vermeyince ittiriyor, kaktırıyor, sağına geçiyor olmuyor, soluna geçiyor olmuyor, derken oyuncular araya giriyor daha da uzamadan. Yakın bir yerde değil. Pele kaleye vuruyor Es Es'in galibiyet golü geliyor. Son dakika olduğu için bütün herkes sevincinden çıldırmış, Sezer Öztürk hariç. Takip ettiğim beyendiğim bir oyuncudur Manisa'dan itibaren. Ama böyle olduğunu hiç bilmiyordum. Hırsından gole sevinmediği yetmediği gibi maç sonundaki bu olay hakkında da cevabıyla kimi kandiracaksa? Şöyle demiş: "Kendi performansımdan dolayı çok üzgündüm, sıfır katkım oldu. Frikikte anlaşmazlık oldu ama bunlar olabilecek şeyler. Frikik organizasyonu yapacaktık, hafta için çalışmıştık." Orginazasyon yapıcaksın tamam anladık da hiç öyle bir havan yokmuş açıkcası. Eskişehirspor da frikikler kime ait bilmiyorum ama adam hissetmişse vermek lazım. Hakan Şükür bile Hagi sahadayken frikik attığını bilirim ben. Hatta Kezman vs Alex diyeyim ben siz anlayın.

Buradan videoya ulaşabilirsiniz.

16 Şub 2011

Arsen(al) Wenger-Barcelona


Öncelikle futbolun her türlü oyununu iyi yapan Wenger maça oyuncularını iyi hazırlamış, barcelonayı gevşetmiştir. Bir kere her 2 devreye de iyi başladı Arsenal. Bu bir tesadüf olamaz. Maçtan önceki açıklamalarla Barca yı övdü övdü şimdi de biz o takımı yendik dedi. Yaptığı değişiklikler de maçı çözdürdü takımına. Şunu soktu olarak değil. Çünkü giren oyuncunun vasfı değildi önemli olan. Kötü giden kaderi değiştirmekti. Bentner ne yaptı? Hiç. İyi oynayanlarla kötü oynayanların arasındaki farkı ayırmasını bildi. Burası öenmli. Takımın gol atan oyuncusunu çıkarmadı ya. Onu yapan da var ve sonucunu da aldi kalesinde goller görerek pozisyon bulmakta zorlanarak, bulduklarında sonuçsuz kalarak.

Gelelim müthiş 90 dk'ya. Bunda Arsenal'in payı büyük, açık bir futbol oynadılar. Gerçeği açık oynadılar diye spikerlerden duymadıkları laf kalmadı ama ödülünü de aldılar. Defans çizgisini ceza sahasında kuran Mourinho daha iyiydi? Ona da sövdüydünüz zamanında buna da sövdünüz. Futbolu katletmek istemediler. İlk dakikalarda her 2 tarafta pozisyonlar buldu. Baskılı oynayan Arsenal olsa da gole yakın olan Barca ydı ki gölü de buldular Villa ile Messi'nin ince pası ile. Sonrasın Barca şovu başladı. Durdukmak imkansız. Alınan hazı anlatmak imkansız. Buna karşılık cılız ataklarları vardı Arsenal'in. Öyle ki artık onlar birer yıldız değillermiş gibi yerden yere vuruldular. Fabregas şikeci oldu, Persie basit oldu, Nasri korkak, Wenger kör, vs...

2. yarıya da baskılı başladı Gunners. Pozisyon bulamadı, kaleye gidemedi. Gol olacakmış gibi gelmedi hiç. Tehlike bir tek pozisyon olma olasılığıydı. Barca Alves ile etkili olmaya çalıştı. Zaman zaman Maxwell ile geldi. Pedro yok, İniesta yok sahda sanki. Abidal harikalar yaratıyordu. İlk oyuncu değişikliği ile şok yaşadık. Pedro değilde Villa çıkmıştı. Wenger bir kez daha müdahale edip gol havası oluşturma niyetindeykeni Guardiola iyi giden takımın iyi oyuncusunu, gole en yakın oyuncusunu çıkarıyordu ki Messi bu kadar kötüyken Villa nasıl çıkar anlamadık. Orta saha Keita ile kalabalıklastı ama bu onlara yaramadı. Barca Barca gibi olamadı. Hani bizim basit, defans arkasına koşu yapamayan Van Persie hem kaçtı hem de 0'dan golünü attı. Kaleci hatası orası ayrı. Hata olmasa gol olmaz zaten. Havaya girdi Arsenal ki 4 dk sonra şikeci Fabregas çok güzel bir pasla Nasri'yi kaçırdı. Nasri, zeki, doğru adamı bulmak için bekledi. O da, Arshavin, golü yazdı. Tüyler diken diken. Olmazdı ama oldu. Maçı kazandılar.


Barcelona maçı kazanmamak için neler yaptı?
*Pedro'yu sahada tuttu.
*Villa'yı çıkardı.
*Klasik dünyanın 1 no'lu takımının dizilimini bozu.
*Maç başına 3 gol gibi bir gol makinesinin hucüm yapması kısıtlandı.
*Pedro hala sahadaydı. Alves hala tek başına sağ çizgide.
*Affelay (iyi oyuncudur) transferi yapıldı ki 3lü orta sahada en iyi 6. oyuncu olarak. Buraya Fabregas'ında alınacağı düşünülürse ..


Arsenal kazanmak için neler yaptı?
*Maç öncesi gerekli atmosfer neyse o yapılmaya çalışıldı.
*Çıkan isimlerin maç içi performanslarının kötülüğü iyi sezildi.
*Futbolu katletmeden, mecburen defans yaptı, hucüm yapabildikçe yaptı (karşıdaki Barca olunca ne kadar yapılabilirse). Kontra ataklardan gol bulması mecburi defansın ürünü oldu.

Wilshere'a da değinmemek olmaz. Fizik olarak kuvetli, 2li mücadelelerde başarılı, kondisyonu yüksek, pozisyon almasını gayet iyi, oyunu okuması normalin üstünde kaç tane 19 yaşında oyuncu var ki bu adamı herkesten ayırmayalım? Şu haliyle bile mevkisinin en iyilerinden. Arsenalin ne kadar öenmli atağı varsa nerdeyse hepside vardı direk veya dolaylı yoldan. Sakatlıklarla tanışmazsa futbola renk getirenlerden olacağı kesin.

Not: Barcelonalı oyuncuların maç başlamadan Fabregas'a olan ilgileri güzel görüntülerdendi. Her futbolcu onu bu takımda görmek istiyordu adeta. Dahası maç içinde kardeşini tanımazsın ama Fabregas ile olan dialogları bile farklıydı.